6 Temmuz 2010 Salı

BİR VAROLUŞ SORUNSALI

  
  Hayatta herkesin,her şeyin bir varoluş hikayesi vardır. Yani bir başlangıç, bir merhaba, bir ilk adım… ve her canlı bu evreden geçmeye mahkumdur. Varoluş her zaman için ilgimi çeken bir konu olmuştur. Hatta bu konuda pek çok kitap okudum,araştırma yaptım ama halen kafamın içinde koskoca bir soru işareti olmaktan öteye gidemedi ‘varoluş’. Varoluşçular ‘insan kendi kendisini yaratır’ ana düşüncesinden yola çıkarlar. Burada bahsedilen Tanrının yaratıcılığı gibi bir varlık,canlı yaratmak değil,öz yaratmaktır. İşte benim merak konum olan da tam bu. Öz nedir, öz varoluştan önce mi gelir, özün değişime uğraması varoluş sürecini nasıl ve ne kadar etkiler? gibi sorular kafamın bir kenarında her zaman yerini korumakta.
     Bundan bir süre önce okuduğum Mahfi Eğilmez’in bir yazısında dediği gibi; dinler insanı Tanrı'nın yarattığını söylüyor. Kader anlayışı, insanın özünün varoluşundan önce geldiğini, her şeyin kader olarak önceden yazıldığını anlatıyor. Buna karşılık evrim kuramının savunucuları insanın daha alt canlılardan evrim yoluyla türediğini söylüyorlar. Hangisini benimsersek benimseyelim ortak bir nokta var: Ne ilk varoluş ne de sonraki kuşakların varoluşu insanın elinde değil. İşte bu noktada varoluşun özden önce gelmesinin önemi ortaya çıkıyor. İnsan kendi varoluşuna katkıda bulunamaz. Bunu yaşadığımız pratikle biliyoruz. İnsan bir biçimde var olur. Varolmak elinde değildir. İradesine bağlı olan şey özünü oluşturmaktır. Yani elinde olmayan biçimde var olduktan sonra, eğer kendini yok etme seçeneğini seçmemiş ve yaşamanın sorumluluğunu almışsa, özünü oluşturmanın sorumluluğunu da üstlenmiş demektir
      J.P Sarte ‘Varoluş bir hümanızdır’ adlı kitabında da cansız maddelerin önce özünün sonra varoluşunu gerçekleştiğini savunmaktadır. Yani tıpkı bir kitap gibi; nasıl kitabın önce içeriği olşturulur,sayfa sayısı belirlenip kapağı tasarlanır sonra basılıp varolur. Ama insan dünyaya gelirken özellikleri birileri tarafından tasarlanmaz. Pascal'ın tabiriyle insan dünyaya bırakılmış bir varlıktır. Bu varlık kendi tercihleriyle özünü oluşturur. Yani varoluşumuz elimizde değil ama sonrasında o varoluşun özünü yani kişiliğimizi oluşturmak tamamen bizim elimizde ve sorumluluğumuzdadır. Dediğim gibi varoluş gerçek anlamda çok derin bir tartışmave araştırma konusu olabilecek bir kavram ,ben sadece bu kavrama bir pencereden bakmanızı sağlamaya çalıştım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder