29 Haziran 2010 Salı

GEÇMİŞLE GELECEK ARASINDA ÇOK DEĞERLİ BİR KAVRAM ‘ŞU AN’




Düşüncelerimiz genelde ya geçmiş ya da gelecek arasında gidip gelir, yani ya geçmişte şunu yaşamıştım ya da gelecekte şunu yaşamak istiyorum, yaşayabilirim şeklinde konumlanmakta ve adeta bizi bugünden koparıp henüz hayatla ilişkimizi nasıl kuracağımızı öğrenmeye çalıştığımız süreçte, karşımıza kocaman siyah bir bir duvar örmektedir. Bu durum içinde bulunduğumuz toplumsal yapının bize güven telkin etmemesiyle daha da pekişecek ve her yaşanılana kuşkuyla, tedirginlikle bakmamıza yol açacaktır. Böylece de zihnimiz yaşanmış bir geçmişle ve henüz ortada olmayan bir gelecekle ilgilenecek ve içinde bulunduğu anı yaşamayı engelleyecektir. Evet bence buna kocaman bir DUR! demenin tam da vakti.
Geçmişimiz;
Elbette geçmişte yaşadıklarımızdan dersler çıkarmalı ve geleceğimize bu çıkardığımız dersler birlikte daha sağlam adımlar atmalıyız ama bu durum belli sınırlarda ve ölçülerde olmalı, yani zihnimiz bütün enerjisini geçmişi düşünerek harcarsa bize bugün için hiç bir yararı olamaz. Tabiki hepimiz geçmişte hatalar yaptık bunları yok sayamayız hatta bir yazar demiştir ki `Hayat, silgi kullanmadan resim çizebilme sanatıdır` yaptığınız her hata silgi kullanmanızı gerektirir. Dolayısıyla hata silinse bile izi kalır kırılan gönüllerde, beyinlerde. Eğer biz o izlere takılıp kalırsak üzerine yeni resimler yapma fırsatı bulamayız. Bırakın kalsın o izler, hatta o izlerle belki çok daha güzel resimler çizebilir çok daha renkli bir hayat yaşayabiliriz.
Geleceğimiz;
Gelecek bence upuzun sisli bir yol, ne yolun sonunu görebiliyoruz ne de bu yolda bizi bekleyenleri. Geçmişten ümidimizi kestiğimiz anda bu yolda ilk adımımızı atarız. Ama sürekli geleceği düşünerek yaşamanın da bize endişe, korku, belirsizlik duygusu dışında çok bir şey katacağını düşünmüyorum ben. Gelecek için yatırımlar yapmalı,ona bir yön vermeliyiz ama bu kadar. Eğer yapmak istediğimiz bir çok şeyi geleceğe ertelersek anı yaşayamayız. Gelecekte de ne  olacağını bilmediğimiz için hayatımız bir sürü yaşanmamışlıklarla son bulur.
Şu anımız;
An akıp giden su gibidir,tutamayız avuçlarımızda. An yaşadığımız süreç içinde öyle bir kavramdır ki, bir yandan yaşadığımız anı geçmişe uğurlar bir yandan da gelecek olan anı selamlarız. Hani ‘anı yaşayın’ diye hepimizin sıkça duyduğu çok basit görünen ama bence son derece önemli ve derin anlamlar taşıyan söz vardır. Evet anı yaşayalım arkadaşlar, ne geçmişe zincirleyelim kendimizi ne de geleceğe erteleyelim hayallerimizi.Bir yazıda da okuduğum gibi ,şu anımız ya şimdi sonsuza atılan imza olur, yada hiçbir zaman değerlendirilmemiş boş bir tarla. `An` sermayemiz ya şimdi kullanılır, ya da ah vah edilir ardından giden zamanın.

3 yorum:

  1. Aysucum bloğun hayırlı olsun.Çoook güzel bir yazıyla başlangıç yapmışsın.Çoook beğendim.ellerine sağlık.Takibinde olacağım.sevgilerimle:)

    YanıtlaSil
  2. ne yarının endişesi, ne geçmişin pişmanlığı.. en önemlisi ''anı yaşamak''... tebrik ederim canım, güzel yazı olmuş :)

    YanıtlaSil
  3. Teşekkürler arkadaşlar beğendiyseniz ne mutlu bana :)

    YanıtlaSil