27 Haziran 2010 Pazar








Merhaba Çocuklar

Nâzım, ne mutlu sana
cân ü gönülden,
ferah ve emin,
«Merhaba,» diyebildin.

Sene 940.
Aylardan temmuz.
Ayın ilk perşembesi günlerden.
Saat: 9.

Mektuplarınıza böyle mufassal tarih atın.
Öyle bir dünyada yaşıyoruz
ki en kalın kitaptan çok yazısı var :
ayın, günün ve saatın.

Merhaba, çocuklar.
Bir geniş

bir büyük «Merhaba» demek,
sonra bitirmeden sözümü
yüzünüze bakıp gülerek
- kurnaz ve bahtiyar -
kırpmak gözümü...

Biz ne mükemmel dostlarız ki
kelimesiz ve yazısız
anlaşırız...

Merhaba, çocuklar,
merhaba cümleten...

Nazım Hikmet RAN

Nazım Hikmet gibi ben de size cümleten MERHABA diyorum. Kendisi kelimesiz ve yazısız anlaşırız diyor doğru da söylüyor, aslında hepimizin bu şekilde anlaştığı dostları vardır elbette ama ben günümüzde yazının bir okyanusun derinliklerindeki inci tanesi kadar değerli olduğunu düşünmekteyim, şimdi o inciye doğru bir yolculuğa çıkıyor ve bu yolda beni yalnız bırakmayacağınızı ümit ediyorum.

Tekrardan cümleten merhaba...


2 yorum: