3 Ağustos 2011 Çarşamba

Kayıp Yüzyılın Prensesi


Geçen hafta kitapçıda gezerken gözüme bir kitap takıldı yazarı Kahraman Tazeoğlu idi, kendisinin anlatım dili betimlemelerine hayran biri olarak kitabı elime aldım ve ancak  2  gün sonra bırakabildim. Kitabın adı 'Kayıp Yüzyılın Prensesi Oylum'. Oylum Talu'yu anlatan ve ona ithafen yazılmış bir kitap şöyleki Oylum Talu'nun yakın bir arkadaşının onu anlatması ve bunu yazı diline Kahraman Tazeoğlu'nun aktarması durumu. Şu ana kadar kendimi okuduğum  bir kitaba bu kadar ait hissettiğim olmamıştı kitap sanki Oylum'u değilde beni anlatıyordu sanki benim masalımdı...Sanki beni tanıyan biri yazmıştı bu kitabı. Konusuna gelince bir kadının neden hayatına kimseyi sokmayışı, neden yalnızlığı seçişi, bir hayalete nasıl aşık olunabileceği çok güzel bir şekilde anlatılmıştı. 
Yıllardır çevremdekilerin bana sorduğu 'neden senin gibi güzel, zeki, kültürlü, oturmasını kalkmasını bilen bir kızın hayatında kimse yok?' evet ben artık bu soruyu yanıtlamaktan bıktım ama çevremdekiler nedense sormaktan bıkmadılar ya da aldıkları cevaptan tatmin olmadılar. Şimdi artık onlara uzun uzadıya cevap vermeyeceğim direkt bu kitabın adını verip okumalarını isteyeceğim çünkü benim vermek istediğim cevap ancak bu kadar net ve açık bir şekilde anlatılabilirdi...Kitaptan bir kaç satır:


'Onunki hayal bir aşktı…
Mantığın mantık hatasıydı. Tebdil-i dünyaydı. Dar alanda kısa hesaplaşmalardı. Anlamayı anlamamaktı. Ete gömülü kurşundu. Hayali bir aşktı işte… hayalindeki hayalete gelin olmaktı…'


'Onunki hayal bir aşktı...


Hayal bir aşktı. Aşıktı… Kalp kapakçığı hep ona açılıyordu. Işıktı. Karanlık bir dünyadan kurtarıp, kendi ışığıyla kör eden… bilinçsizce bir bilinç eylemiydi. Yeni bir kimlikte kimliksizleşmekti. Bitmeyecekmiş gibi başlayan, başlamayacakmış gibi bitendi. Kendine acılar hediyeler etmenin bahanesiydi. Cevabın soruyu doğurması, sorunun cevabı boğmasıydı. '


'Onunki hayal bir aşktı...
Bir satranç oyununda şah çekilmeden mat olma ihtimaliydi. İzi hiç kaybolmayacak bıçak yarası, küçücük bir kalbin içinden kocaman bir tren... Az seferli, çok gürültülü, genizde bir yutkunmalık toz bırakan...'

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder