Buzbağ şarapları'nın 'Efsane Gurmelerini Arıyor' etkinliği için 12 Temmuz Salı akşamı blog yazarları olarak Çeşme Tuval Restourantta biraraya gelmemizle birlikte aslında çok da bilgi sahibi olmadığım şarap dünyasına adım atmış oldum. Çünkü özellikle babamın rakıya olan düşkünlüğü sebebiyle rakı sofraları benim vazgeçilmezimdir. Şarap da içmiyor değildim ama nedense rakıyla olan o samimiyet şarap aramızda yoktu onunla aramızda daha resmi, daha çekingen bir ilişki vardı, 'vardı' diyorum çünkü bu etkinliğin ardından aramızdaki buzlar eridi, şarabı anlamaya, aramızda bir bağ kurmaya başladım. Şimdi o akşam ne oldu da şarapla olan ilişkimiz bu şekilde boyut değiştirdi ondan bahsedeyim:
İlk olarak Kayra Wine Center Eğitim Müdürü Cüneyt Uygur bizlere şarabın geçmişinden, geçmiş zamanlardaki algılanışından, onunla ilgili önemli olaylardan bahsetti. Şarabın geçmişini öğrenerek aslında onun dünyasında ilk adımımı da atmış oldum. Sonrasında üç duyumuzu (görme, koklama, tatma) kullanarak şarabı nasıl daha iyi anlayabileceğimizden bahsedildi. Yani şöyleki şarabı gördüm, inceledim baktım ki görüntüde bir sorun yok, sonra kokladım içeriğindeki aromaları keşfettim ve son olarak da yudumlayarak tadına varmış oldum. Evet bundan öncede çok kez şarap yudumlamıştım ama bu sefer ki başkaydı artık onu bilerek, hissederek en öenlisi anlayarak yudumluyordum. Tüm bu girizgahtan sonra sıra geldi şarabın yemeklerle olan uyumunu keşfetmeye. İlk olarak Buzbağ beyaz eşliğinde meze tabağıyla başladık; tabağımızda ege yöresine ait bir çok meze bulunuyordu. Ve beyaz şarap olan uyumu da çok hoştu. Bunun yanısıra Öküzgözü şarabı da denemek isteyenler için masadaki yerinş almıştı. Sonrasında yemeğimize Elazığ Öküzgözü ve Buzbağ klasik eşliğinde meyhane köfte, arnavut ciğeri ve Kars kaşarı eritmesiyle devam ettik. Bu üçlüyle de Buzbağ klasik daha çok yakışmıştı kanımca. Bir diğer aşamaya Diyarbakır Boğazkere ve Buzbağ Rezerv eşliğinde Kuzu İncik ve semiz otu salatasıyla devam ettik. Şunu belirtmem gerek akşam boyunca içlerinde en beğendiğim Diyarbakır Boğazkere oldu. Bu eşsiz yemek ve şarap tadımlarının ardından gelen sakızlı muhallebi ve meyve tabağıyla da ağzımızı tatlandırdıktan sonra bir haftalık yemek ve içecek ihitiyacımı karşılamış bulunuyordum :) Şaka bir yana sohbetiyle, yemeğiyle ve en önemlisi artık adını daha içten haykırabildiğim şarabıyla harika olan akşamı sertifikalarımızı alarak noktalandırmış olduk.İşte benim şarapla aramdaki ilişki, bağ böyle bir akşamla pekişti ve daha güzel bir boyuta taşındı. Bu etkinlikte emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Enfes yemeklerinde dolayı Çeşme Tuval Restourantı da yemek yenilecek yerler listeme ekliyorum :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder